Değerli Dostlar; bu hafta sizlerle “zevahir(görünüş, manzara) konusunu paylaşalım istedim.

Zevahir: bir şeyin dışardan görünüşü, dış görünüş, dışyüz, görünüş olarak geçmektedir.

İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, İlmiyle ağırlanır, ahlâkıyla uğurlanır. (Mevlâna)

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi toplum içinde insanlarımızın geneli görünüşe çok önem verir.

İnsan önce dış görünüşüyle dikkat çeker. Bir insanla konuşmaya başlayınca onun hakkında daha fazla bilgiye sahip oluruz. Ardından onun dünya görüşünü ve ahlâkını öğreniriz.

İnsanlarla iletişim kurarken pek çok şey dikkatimizi çeker. Bu sırada karşımızdaki insan hakkında kafamızda pek çok fikir belirir. Bu fikirler çerçevesinde o insan hakkında değerlendirmeler yaparız. Bir insanla karşılaştığımızda önce o insanın giyimine ve dış görünüşüne bakarız. Sonra o insanla iletişime geçtiğimizde zihnimizde beliren fikirler artar. O insanın konuşması ve davranışları ilgimizi çeker. Son aşamada artık o insanın ahlâkı ve bakış açısı hakkında tam bir fikre sahip oluruz.

Konunun ilham kaynağı aşağıdaki harika hikayedir.

Derviş ve Kuş

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman Aleyhisselama gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hazreti Süleyman Aleyhisselam dervişi hemen huzuruna çağırtır.

Ve ona sorar;

“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

Derviş kendini savunur;

“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı.

Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;

“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin.

Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

Kuş kendini savunur.

“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hazreti. Süleyman Aleyhisselam bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.

“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş o anda;

“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hazreti Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar;

“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar…

Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın…

Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”