CAFER AKSAY
Köşe Yazarı
CAFER AKSAY
 

YARDIM ETMENİN MUTLULUĞU!

Değerli Dostlar; “insan almaktan çok vermekten mutluluk duyar.” Yardım etmenin mutluluğunu paylaşalım istedim. “İyilik yapmak sadece başkalarına değil, aynı zamanda iyilik yapan kişiye de mutluluk getiriyor. Yapılan araştırmalara göre, iyilik yapan insanlar, iyilik görenlerden daha mutlu oluyor. İyilik, kişinin iç dünyasında ki hazzı artırarak genel mutluluğunu pekiştiriyor. Konunun ilham kaynağı aşağıdaki harika hikayedir. Bir âlim, talebesiyle birlikte kırların arasında yürüyordu. Bir tarlanın kenarındaki ağaçlardan birinin altında, oldukça eski bir çift ayakkabı göze çarpıyordu. Belli ki civarda çalışan fakir bir işçiye aitti. Talebe, ayakkabılara bakarak gülümsedi ve hocasına döndü: “Hocam,” dedi, “şu ayakkabıları saklasak da sahibi geldiğinde bulamayınca hâlini seyretsek… Ne dersiniz?” Âlim, talebesinin yüzüne şefkatle baktı ve sakin bir sesle cevap verdi: “Evladım, sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel, daha güzel bir şey yapalım. Sen varlıklı bir ailenin evladısın. Bu ayakkabıların içine bir miktar para bırakalım. Sahibi gelip bunu fark ettiğinde yaşayacağı sevinci seyredelim.” Talebe bu teklifi çok daha anlamlı buldu. Hemen ayakkabıların içine bir miktar para koydu. Sonra hocasıyla birlikte, görünmeyecekleri bir ağacın arkasına saklandılar. Bir süre sonra ayakkabıların sahibi geldi. Üzerini değiştirdi, ayakkabılarını giymek üzere eline aldığında içinde bir şey olduğunu fark etti. Ayakkabıyı ters çevirince paralar yere döküldü. Şaşkınlıkla etrafına baktı; kimseyi göremeyince dizlerinin üzerine çöktü, ellerini semaya açtı ve titreyen bir sesle dua etmeye başladı: “Ya Rabbi… Eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğunu Sen bilirsin. Bana lütfettiğin bu nimet için Sana sonsuz şükürler olsun…” Gözyaşları yanaklarından süzülürken uzun süre ağladı. Bu manzarayı uzaktan izleyen âlim ve talebesi de gözyaşlarını tutamadı. Bir müddet sonra âlim, talebesine dönerek sordu: “Evladım, ilk düşündüğün şeyden daha güzel olmadı mı? Şimdi daha mutlu değil misin?” Talebe başını eğdi ve içten bir sesle cevap verdi: “Evet hocam… Çok daha mutluyum. Şimdiye kadar manasını tam anlayamadığım şu sözün hikmetini idrak ettim: ‘Verdiğin zaman, aldığın zamankinden daha mutlu olursun.’” Âlim tebessüm etti ve şöyle dedi: “Evladım, Güçlü ve haklıyken affedebilmek vermektir. Yokluğunda kardeşine dua edebilmek vermektir. Haksızken özür dileyebilmek vermektir. Başkasının ırzına kem gözle bakmamak vermektir. İnsanların gönlüne sevinç ekebilmek vermektir.” Ve sözlerini şu dua ile tamamladı: “Sevincimizi, başkalarının üzüntüsü üzerine değil; sevinci üzerine kurabilmeyi Allah hepimize nasip etsin.”
Ekleme Tarihi: 26 Ocak 2026 -Pazartesi

YARDIM ETMENİN MUTLULUĞU!

Değerli Dostlar; “insan almaktan çok vermekten mutluluk duyar.”

Yardım etmenin mutluluğunu paylaşalım istedim.

“İyilik yapmak sadece başkalarına değil, aynı zamanda iyilik yapan kişiye de mutluluk getiriyor. Yapılan araştırmalara göre, iyilik yapan insanlar, iyilik görenlerden daha mutlu oluyor. İyilik, kişinin iç dünyasında ki hazzı artırarak genel mutluluğunu pekiştiriyor.

Konunun ilham kaynağı aşağıdaki harika hikayedir.

Bir âlim, talebesiyle birlikte kırların arasında yürüyordu. Bir tarlanın kenarındaki ağaçlardan birinin altında, oldukça eski bir çift ayakkabı göze çarpıyordu. Belli ki civarda çalışan fakir bir işçiye aitti.

Talebe, ayakkabılara bakarak gülümsedi ve hocasına döndü:

“Hocam,” dedi, “şu ayakkabıları saklasak da sahibi geldiğinde bulamayınca hâlini seyretsek… Ne dersiniz?”

Âlim, talebesinin yüzüne şefkatle baktı ve sakin bir sesle cevap verdi:

“Evladım, sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel, daha güzel bir şey yapalım. Sen varlıklı bir ailenin evladısın. Bu ayakkabıların içine bir miktar para bırakalım. Sahibi gelip bunu fark ettiğinde yaşayacağı sevinci seyredelim.”

Talebe bu teklifi çok daha anlamlı buldu. Hemen ayakkabıların içine bir miktar para koydu. Sonra hocasıyla birlikte, görünmeyecekleri bir ağacın arkasına saklandılar.

Bir süre sonra ayakkabıların sahibi geldi. Üzerini değiştirdi, ayakkabılarını giymek üzere eline aldığında içinde bir şey olduğunu fark etti. Ayakkabıyı ters çevirince paralar yere döküldü. Şaşkınlıkla etrafına baktı; kimseyi göremeyince dizlerinin üzerine çöktü, ellerini semaya açtı ve titreyen bir sesle dua etmeye başladı:

“Ya Rabbi… Eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğunu Sen bilirsin. Bana lütfettiğin bu nimet için Sana sonsuz şükürler olsun…”

Gözyaşları yanaklarından süzülürken uzun süre ağladı. Bu manzarayı uzaktan izleyen âlim ve talebesi de gözyaşlarını tutamadı.

Bir müddet sonra âlim, talebesine dönerek sordu:

“Evladım, ilk düşündüğün şeyden daha güzel olmadı mı? Şimdi daha mutlu değil misin?”

Talebe başını eğdi ve içten bir sesle cevap verdi:

“Evet hocam… Çok daha mutluyum. Şimdiye kadar manasını tam anlayamadığım şu sözün hikmetini idrak ettim:

Verdiğin zaman, aldığın zamankinden daha mutlu olursun.’”

Âlim tebessüm etti ve şöyle dedi:

“Evladım,

Güçlü ve haklıyken affedebilmek vermektir.

Yokluğunda kardeşine dua edebilmek vermektir.

Haksızken özür dileyebilmek vermektir.

Başkasının ırzına kem gözle bakmamak vermektir.

İnsanların gönlüne sevinç ekebilmek vermektir.”

Ve sözlerini şu dua ile tamamladı:

Sevincimizi, başkalarının üzüntüsü üzerine değil; sevinci üzerine kurabilmeyi Allah hepimize nasip etsin.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve erdemliajans.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.