Değerli Dostlar; ahlâkî değerler toplumun olmazsa olmazıdır. Onun için insana ve dolayısıyla topluma önce ahlâk gerekir.
Ahlâkî değerler, insanı yanlış kötü ve çirkin işler yapmaktan korur; iyi ve güzel davranışlar yapmaya yöneltir. Bu nedenle yüce dinimiz İslâm, ahlâka büyük önem vermiştir. Kur’an’da, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ahlâkının “(Ey Muhammed) şüphesiz sen yüksek bir ahlâk üzeresin”(Kalem, 68/4) buyrularak övülmüş olması, yine O’nun en güzel örnek olarak gösterilmesi (Ahzâb, 33/21) dinimizde güzel ahlâka ne kadar önem verildiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Ahlâk sözlükte “huy, seciye, tabiat, mizaç, karakter” gibi anlamlara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. Bir terim olarak ise “insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevî vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe” verilen addır. Ayrıca bu konuları inceleyen bilim dalına da ahlâk adı verilir. İslâm ahlâkının kaynağı Kur’an ve sünnettir.
Bütün toplumların ortak değerleri olan ahlâkî/etik kurallar, İslam’ın ahlâken güzel olarak gördüğü, Kur’an-ı Kerim’in ve Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Müslümanlardan yapmalarını istediği davranışlardır.
Yine İslam ahlâkına göre kötü ve yanlış olan şeyler de insanlardan kabul görmeyen, toplumların içten içe çürüyüp yıkılıp gitmesine sebep olan zararlı, çirkin ve yanlış davranışlardır. Mesela; İnsanlar arasında ayrımcılık yapmak, adam kayırmak; rüşvet, yolsuzluk; haksız kazanç elde etmek, şiddet, baskı, korkutma, yıldırma ve saldırganlık; görevi ihmal, güveni suistimal etmek; bencillik, hoşgörüsüzlük; kişilik onur ve haysiyetini zedeleyici davranışlarda bulunmak gibi.
İslam’ın bütün emir ve yasakları, insanın kötü davranışlardan kurtulmasını, güzel huylara sahip olmasını amaçlar. İslam’da iman ile güzel ahlâk birbirinden ayrı düşünülemez. Bundan dolayı iyi bir Müslüman güzel ahlâklı olmalıdır. Güzel ahlâklı olabilmek için de öncelikle kuvvetli, olgun bir imana sahip olmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:“İman bakımından mü’minlerin en olgunu, ahlâkı en güzel olanıdır…”(Tirmizî, Rida, 11)
Nitekim “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (Muvattâ, Husnü'l Huluk, 8; Müsned, XIV/513)hadisinde, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) gönderiliş gayesi olarak ahlaka vurgu yapılmaktadır.
Japonya’nın başkenti Tokyo’da bir adam, bir kuruma gitmek için taksiye bindi. Dil engeli nedeniyle sadece gideceği yerin adını söyleyebildi. Taksi şoförü bunu anladı, başını sallayarak onayladı ve Japon kültürüne uygun şekilde kapıyı nazikçe açarak yolcunun binmesini sağladı.
Yolculuk sırasında, yolcu garip bir şey fark etti: Taksi şoförü önce taksimetreyi açtı, bir süre sonra kapattı ve ardından tekrar açtı. Şaşkınlık içinde, bir şey söylemeden sadece izlemekle yetindi.
Varış noktasına ulaştığında, gittiği yerdekilere şu soruyu sordu:
“Öncelikle, taksi şoförüne neden taksimetreyi bir süre kapattığını sorun.”
Bu soruya taksi şoförü sakin bir şekilde şu yanıtı verdi:
“Yanlış bir dönüş yaptım ve doğru yola girmeyi kaçırdım. Bir sonraki dönüş uzaktaydı ve gereğinden yaklaşık iki kilometre fazla yol kat ettik. Hata benimdi, bu yüzden taksimetreyi kapattım. Kendi hatam yüzünden müşteriden fazla ücret alamazdım.”
Olağanüstü bir dürüstlük ve erdem örneği olan bu davranış, Japon kültürüne derinlemesine işlemiş etik anlayışını ve görev bilincini yansıtıyor.
