CAFER AKSAY
Köşe Yazarı
CAFER AKSAY
 

İLİM (BİLİM)!

Değerli Dostlar; insan yaratılışı gereği bilmeye meyilli bir varlıktır. Merak eder, sorgular, araştırır ve öğrendikçe de kendini inşa eder; medeniyetini oluşturur.  Burada devreye ilim/bilim giriyor. Bu hafta birazcık bilimden bahsedelim istedim. Birazcık dememim sebebi bilim konusu o kadar uzun ve geniş ki kitaplar yazılmasına rağmen az gelmektedir. Bilim/İlim: evreni, doğayı ve olayları deney, gözlem ve akılcı yöntemlerle inceleyerek, doğrulanabilir, sistemli ve düzenli bilgi üretme çabasıdır. Merak ve nedensellik ilkesine dayanan bilim, kanıtlar ışığında sürekli kendini yenileyen, dogmatik olmayan objektif bir bilgi disiplinidir. Mensubu olduğumuz dinimiz İslâm'ın ilk emri  “oku” dur. İslam düşüncesinde ilim; insanı hakikate ulaştıran, insanın ahlâkını olgunlaştıran ve O’nu Rabbine yaklaştıran bir nur olarak kabul edilir. Bu sebeple ilim, sadece zihni değil, kalbi ve ameli de kuşatan kapsamlı bir değerdir. İlim insanı karanlıktan aydınlığa çıkarır.  Ona yön tayin eder, haddini bilmeyi öğretir.  Bu sebepten ilim öğrenmek sadece ferdi bir kazanım değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluktur. Âlim (ilim/hikmet sahibi), yalnızca bilgi sahibi kişi değildir.  Bildiğiyle amel eden, ilmiyle yol gösteren, hikmeti temsil eden kimsedir. Günümüz insanı genellikle mutluluğu maddiyatta aramakta ve başarıyı sahip olunan dünya malına göre ölçmektedir. İlim, sahibini kibirli kılmamalı; aksine tevazuya sevk etmelidir.  Bilgi, doğru ve yerli yerinde kullanılmaz ise fayda yerine zarar  doğurabilir.  Bundan dolayı ilim, edep(ahlak) ile birlikte ele alınmalıdır. Yani ilim sahibi insan aynı zamanda ahlâklı ve vicdanlı olmalıdır. Bir gün Rasûlullah’a(s.a.v.) “Hangi amel daha faziletlidir?” diye soruldu. Rasûlullah’a(s.a.v.) “İlim” buyurdu.  Tekrar “Hangi amel artar Yâ Rasûlullah” diye soruldu. Rasûlullah’a(s.a.v.) “İlim” buyurdu. Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü,  biz sana amelden soruyoruz sen bize ilimden cevap veriyorsun,  denildi.  Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Şüphesiz ilimle yapılan az bir amel fayda verir, fakat cehaletle yapılan çok amel bir fayda sağlamaz”(Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, nr.1015; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl,  nr.28800) Değerli Dostlar; bir öz eleştiri yapmak istiyorum. Bana kızmayın ne olur. Dinimizin ilk emri oku, ne yazık ki bizler hiç okumuyoruz.  Dinimiz İlim ve bilgiye bu derece önem verirken bizler ne yazık ki bilgiyi yok kabul ediyor; bilim insanlarımıza gereken değeri vermiyoruz.  Daha sonra beyin göçü oluyor diye dert yanıyoruz.
Ekleme Tarihi: 07 Mayıs 2026 -Perşembe

İLİM (BİLİM)!

Değerli Dostlar; insan yaratılışı gereği bilmeye meyilli bir varlıktır. Merak eder, sorgular, araştırır ve öğrendikçe de kendini inşa eder; medeniyetini oluşturur.  Burada devreye ilim/bilim giriyor. Bu hafta birazcık bilimden bahsedelim istedim.

Birazcık dememim sebebi bilim konusu o kadar uzun ve geniş ki kitaplar yazılmasına rağmen az gelmektedir.

Bilim/İlim: evreni, doğayı ve olayları deney, gözlem ve akılcı yöntemlerle inceleyerek, doğrulanabilir, sistemli ve düzenli bilgi üretme çabasıdır. Merak ve nedensellik ilkesine dayanan bilim, kanıtlar ışığında sürekli kendini yenileyen, dogmatik olmayan objektif bir bilgi disiplinidir.

Mensubu olduğumuz dinimiz İslâm'ın ilk emri  “oku” dur.

İslam düşüncesinde ilim; insanı hakikate ulaştıran, insanın ahlâkını olgunlaştıran ve O’nu Rabbine yaklaştıran bir nur olarak kabul edilir. Bu sebeple ilim, sadece zihni değil, kalbi ve ameli de kuşatan kapsamlı bir değerdir.

İlim insanı karanlıktan aydınlığa çıkarır.  Ona yön tayin eder, haddini bilmeyi öğretir.  Bu sebepten ilim öğrenmek sadece ferdi bir kazanım değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluktur.

Âlim (ilim/hikmet sahibi), yalnızca bilgi sahibi kişi değildir.  Bildiğiyle amel eden, ilmiyle yol gösteren, hikmeti temsil eden kimsedir.

Günümüz insanı genellikle mutluluğu maddiyatta aramakta ve başarıyı sahip olunan dünya malına göre ölçmektedir.

İlim, sahibini kibirli kılmamalı; aksine tevazuya sevk etmelidir.  Bilgi, doğru ve yerli yerinde kullanılmaz ise fayda yerine zarar  doğurabilir.  Bundan dolayı ilim, edep(ahlak) ile birlikte ele alınmalıdır. Yani ilim sahibi insan aynı zamanda ahlâklı ve vicdanlı olmalıdır.

Bir gün Rasûlullah’a(s.a.v.)

“Hangi amel daha faziletlidir?” diye soruldu.

Rasûlullah’a(s.a.v.)

“İlim” buyurdu.  Tekrar

“Hangi amel artar Yâ Rasûlullah” diye soruldu.

Rasûlullah’a(s.a.v.)

“İlim” buyurdu. Kendisine:

“Ey Allah’ın Resûlü,  biz sana amelden soruyoruz sen bize ilimden cevap veriyorsun,  denildi.  Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

Şüphesiz ilimle yapılan az bir amel fayda verir, fakat cehaletle yapılan çok amel bir fayda sağlamaz”(Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb, nr.1015; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl,  nr.28800)

Değerli Dostlar; bir öz eleştiri yapmak istiyorum. Bana kızmayın ne olur. Dinimizin ilk emri oku, ne yazık ki bizler hiç okumuyoruz.  Dinimiz İlim ve bilgiye bu derece önem verirken bizler ne yazık ki bilgiyi yok kabul ediyor; bilim insanlarımıza gereken değeri vermiyoruz.  Daha sonra beyin göçü oluyor diye dert yanıyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve erdemliajans.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.