Beko
CAFER AKSAY
Köşe Yazarı
CAFER AKSAY
 

İNSAN İNSANA...

Değerli Dostlar; toplum hayatı içerisinde her zaman çevremizdeki insanlara ihtiyacımız var. Bir insan olarak sosyal hayat olmazsa olmazımızdır. Çevremizde birinci derece yakınlarımız, arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız,  komşularımız... olabilir.  Bu insanlarla sosyal hayatımızı paylaşmak durumundayız. Burada şunu belirtmek isterim; “ insan insana şifa olmalı, diğer bir deyişle insan insana iyi gelmeli”   İnsan, insana çözüm olmalı, düğüm değil. İnsan, insana ilaç olmalı, dert değil. İnsan, insana yoldaş olmalı, yük değil. İnsan, insana lazımdır, Ama insan insana... (Can Yücel)   Birisi bir sıkıntı yaşarken, ilgi ve alaka göstererek fırtınayı sakinleştirmek için gelişmiş mekanizmalarımızı kullanırız. İnsan insana şifa olmalı iyi gelmeli, büyüğe saygı duymalı, küçüğe sevgi... Nefret sevginin önüne geçmiş, büyükler değersiz, küçükler saygıyı yitirmiş. Kıyamet alametlerinden mi? Bilinmez lakin hiç yaşlanmayacakmış gibi gençliğimize güveniyoruz.   Ressamın Gizemli İyiliği ve Kasabalının Yanılgısı Bir kasabada yaşayan, saçları ağarmış, yaşlı bir ressam vardır. Bu ressam tablolarını çok yüksek fiyatlara satmakta ve oldukça iyi kazanmaktadır. Ancak kasaba halkı onu pek sevmez; çünkü onun bencil ve cimri olduğunu düşünürler. Kasabalılar kendi aralarında şöyle fısıldaşır: "Şu ressama bak, ne kadar çok parası var ama bir tek kuruşunu bile fakirlerle paylaşmıyor." Aynı kasabada bir de kasap vardır. Kasap, her gün fakirlere ücretsiz et dağıtır, yoksulların yüzünü güldürür. Kasaba halkı kasabı göklere çıkarırken, ressama olan öfkeleri ve önyargıları her geçen gün büyür. Beklenmedik Ölüm Bir gün yaşlı ressam amansız bir hastalığa yakalanır. Kasaba halkından hiç kimse onun kapısını çalmaz, ona yardım etmez veya geçmiş olsun demez. Ressam, yapayalnız bir şekilde evinde hayatını kaybeder. Ressamın ölümünden kısa bir süre sonra kasabada tuhaf bir şey fark edilir. Yardımseverliğiyle bilinen kasap, artık fakirlere bedava et dağıtmamaya, yoksulların yüzünü çevirmeye başlar. Gerçeğin Ortaya Çıkışı Fakirler ve kasaba halkı şaşkınlık içinde kasaba gidip neden artık yardım etmediğini sorarlar. Kasap, gözleri dolarak acı gerçeği açıklar: "Benim her gün size dağıttığım etlerin, yaptığım yardımların parasını her ay bana yaşlı ressamgizlice veriyordu. 'Ömrüm boyunca bu yardımı benim yaptığımı kimseye söyleme, benden nefret etseler de önemi yok' demişti. Şimdi o öldüğü için bende size dağıtacak para kalmadı." Kasaba halkı büyük bir pişmanlık ve utanç içinde kalır. Dış görünüşe ve dedikodulara bakarak yargıladıkları ressamın, aslında kasabanın en büyük hayırseveri olduğunu ve iyiliği gösterişten uzak, en saf haliyle yaptığını anlarlar.
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2026 -Pazartesi

İNSAN İNSANA...

Değerli Dostlar; toplum hayatı içerisinde her zaman çevremizdeki insanlara ihtiyacımız var. Bir insan olarak sosyal hayat olmazsa olmazımızdır.

Çevremizde birinci derece yakınlarımız, arkadaşlarımız, iş arkadaşlarımız,  komşularımız... olabilir.  Bu insanlarla sosyal hayatımızı paylaşmak durumundayız.

Burada şunu belirtmek isterim; “ insan insana şifa olmalı, diğer bir deyişle insan insana iyi gelmeli”

 

İnsan, insana çözüm olmalı, düğüm değil.
İnsan, insana ilaç olmalı, dert değil.
İnsan, insana yoldaş olmalı, yük değil.
İnsan, insana lazımdır,
Ama insan insana... (Can Yücel)

 

Birisi bir sıkıntı yaşarken, ilgi ve alaka göstererek fırtınayı sakinleştirmek için gelişmiş mekanizmalarımızı kullanırız.

İnsan insana şifa olmalı iyi gelmeli, büyüğe saygı duymalı, küçüğe sevgi... Nefret sevginin önüne geçmiş, büyükler değersiz, küçükler saygıyı yitirmiş. Kıyamet alametlerinden mi? Bilinmez lakin hiç yaşlanmayacakmış gibi gençliğimize güveniyoruz.

 

Ressamın Gizemli İyiliği ve Kasabalının Yanılgısı

Bir kasabada yaşayan, saçları ağarmış, yaşlı bir ressam vardır. Bu ressam tablolarını çok yüksek fiyatlara satmakta ve oldukça iyi kazanmaktadır. Ancak kasaba halkı onu pek sevmez; çünkü onun bencil ve cimri olduğunu düşünürler. Kasabalılar kendi aralarında şöyle fısıldaşır:
"Şu ressama bak, ne kadar çok parası var ama bir tek kuruşunu bile fakirlerle paylaşmıyor."

Aynı kasabada bir de kasap vardır. Kasap, her gün fakirlere ücretsiz et dağıtır, yoksulların yüzünü güldürür. Kasaba halkı kasabı göklere çıkarırken, ressama olan öfkeleri ve önyargıları her geçen gün büyür.

Beklenmedik Ölüm

Bir gün yaşlı ressam amansız bir hastalığa yakalanır. Kasaba halkından hiç kimse onun kapısını çalmaz, ona yardım etmez veya geçmiş olsun demez. Ressam, yapayalnız bir şekilde evinde hayatını kaybeder.

Ressamın ölümünden kısa bir süre sonra kasabada tuhaf bir şey fark edilir. Yardımseverliğiyle bilinen kasap, artık fakirlere bedava et dağıtmamaya, yoksulların yüzünü çevirmeye başlar.

Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Fakirler ve kasaba halkı şaşkınlık içinde kasaba gidip neden artık yardım etmediğini sorarlar. Kasap, gözleri dolarak acı gerçeği açıklar:

"Benim her gün size dağıttığım etlerin, yaptığım yardımların parasını her ay bana yaşlı ressamgizlice veriyordu. 'Ömrüm boyunca bu yardımı benim yaptığımı kimseye söyleme, benden nefret etseler de önemi yok' demişti. Şimdi o öldüğü için bende size dağıtacak para kalmadı."

Kasaba halkı büyük bir pişmanlık ve utanç içinde kalır. Dış görünüşe ve dedikodulara bakarak yargıladıkları ressamın, aslında kasabanın en büyük hayırseveri olduğunu ve iyiliği gösterişten uzak, en saf haliyle yaptığını anlarlar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve erdemliajans.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

13
Eylül
07
Eylül
28
Ağustos
22
Ağustos
15
Ağustos
06
Ağustos
22
Temmuz
20
Haziran
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.