CAFER AKSAY
Köşe Yazarı
CAFER AKSAY
 

İÇERİMDE YARA VAR!

Değerli Dostlar; aşağıdaki harika ders veren kıssayı paylaşalım istedim. İki Elmanın Dersi: Dünyanın Duyması Gereken Bir Hakikat Sınıfa gelen öğretmen, öğrencilerine yalnızca sınıfın değil, hayatın duvarlarını aşacak bir ders vermeye karar verdi. Çocukların asla unutamayacağı, yetişkinlerin ise çok daha sık hatırlaması gereken bir ders… Onlara şu hikâyeyi anlattı:  “Dersten önce markete uğradım ve iki elma aldım. Neredeyse kusursuzlardı: Aynı renkte, neredeyse aynı boyutta, aynı parlaklıkta… Birbirlerinden ayırt edilmeleri imkânsızdı. Dersin başında sınıfa sordum: — Bu iki elma arasında ne fark var? Sınıf sessizliğe büründü. Gözle görülebilen hiçbir fark yoktu. Sonra elmalardan birini elime aldım ve ona sert bir sesle söyledim: — Senden hoşlanmadım. Çirkinsin. Ve onu sertçe yere attım. Çocuklar bana baktı. Şaşkındılar… Rahatsızdılar… Ne yapacaklarını bilemediler. Ardından elmayı bir öğrenciye verdim: — Onda hoşuna gitmeyen bir şey söyle ve sen de yere at. Önce tereddüt etti, sonra yaptı. Elma elden ele dolaştı. Her öğrencinin ağzından yeni sözler döküldü: — Şeklin garip. — Kabuğun çirkin. — İçin kesin çürümüştür. Ve her sözle birlikte elma yeniden yere düştü. Sonunda elma bana geri döndü. Sordum: — Bu elma ile masanın üzerinde hiç dokunulmayan elma arasında bir fark görüyor musunuz? Çocuklar omuz silkti. Hâlâ aynı görünüyorlardı. O zaman iki elmayı da ortadan kestim. Masada duran elma bembeyazdı, diri ve sağlıklıydı. İnsanın iştahını açıyordu. Diğeri ise… Aşağılanan, hor görülen, reddedilen elmanın; İçi kararmıştı, ezilmişti, çürümüştü. Kimse dokunmak istemedi. Sessizce dedim ki: — Gördünüz mü? Bunu biz yaptık. Bu zarar bizim eserimiz… Ve bu bizim sorumluluğumuz. Sınıf derin bir sessizliğe gömüldü. Sonra ekledim: — İnsanlara da tam olarak bunu yapıyoruz. Hakaret ettiğimizde, alay ettiğimizde, kırdığımızda, yere serdiğimizde… Yaralar her zaman dışarıdan görünmez. Ama içimizde, çok derinlerde iz bırakır. Öğrencilerimin bir dersi bu kadar hızlı kavradığını daha önce hiç görmemiştim. Konuşmaya başladılar… Yaralarını anlattılar… Sözlerin açtığı acıyı paylaştılar. Bazıları ağladı. Birlikte ağladık. Sonra yavaş yavaş güldük. Dersin sonunda çocuklar gelip bana sarıldılar. Birbirlerine sarıldılar. O an anladım ki: Bu ders gerçekten önemliydi.” Çünkü kelimeler silah olabilir… Ya da köprü. Bir ruhu yıkabilirler… Ya da bir kalbi onarabilirler. Çoğu zaman en çok acıtan şey, göremediğimiz şeydir. Konuşmadan önce kendine sor: Sözlerim iyileştiriyor mu, yoksa incitiyor mu? İyiliğin bir bedeli yoktur ama bir hayat kurtarabilir. Zorbalığa asla seyirci kalma. Çünkü sessizlik, acıyı büyütür. Yalnız olanlar, alay edilenler, dışlananlar için ayağa kalk. Ve unutma: Herkes görünmez yaralar taşır.
Ekleme Tarihi: 16 Ocak 2026 -Cuma

İÇERİMDE YARA VAR!

Değerli Dostlar; aşağıdaki harika ders veren kıssayı paylaşalım istedim.

İki Elmanın Dersi: Dünyanın Duyması Gereken Bir Hakikat

Sınıfa gelen öğretmen, öğrencilerine yalnızca sınıfın değil, hayatın duvarlarını aşacak bir ders vermeye karar verdi.

Çocukların asla unutamayacağı, yetişkinlerin ise çok daha sık hatırlaması gereken bir ders…

Onlara şu hikâyeyi anlattı:

 “Dersten önce markete uğradım ve iki elma aldım.

Neredeyse kusursuzlardı: Aynı renkte, neredeyse aynı boyutta, aynı parlaklıkta…

Birbirlerinden ayırt edilmeleri imkânsızdı.

Dersin başında sınıfa sordum:

— Bu iki elma arasında ne fark var?

Sınıf sessizliğe büründü.

Gözle görülebilen hiçbir fark yoktu.

Sonra elmalardan birini elime aldım ve ona sert bir sesle söyledim:

— Senden hoşlanmadım. Çirkinsin.

Ve onu sertçe yere attım.

Çocuklar bana baktı.

Şaşkındılar… Rahatsızdılar… Ne yapacaklarını bilemediler.

Ardından elmayı bir öğrenciye verdim:

— Onda hoşuna gitmeyen bir şey söyle ve sen de yere at.

Önce tereddüt etti, sonra yaptı.

Elma elden ele dolaştı.

Her öğrencinin ağzından yeni sözler döküldü:

— Şeklin garip.

— Kabuğun çirkin.

— İçin kesin çürümüştür.

Ve her sözle birlikte elma yeniden yere düştü.

Sonunda elma bana geri döndü.

Sordum:

— Bu elma ile masanın üzerinde hiç dokunulmayan elma arasında bir fark görüyor musunuz?

Çocuklar omuz silkti.

Hâlâ aynı görünüyorlardı.

O zaman iki elmayı da ortadan kestim.

Masada duran elma bembeyazdı, diri ve sağlıklıydı.

İnsanın iştahını açıyordu.

Diğeri ise…

Aşağılanan, hor görülen, reddedilen elmanın;

İçi kararmıştı, ezilmişti, çürümüştü.

Kimse dokunmak istemedi.

Sessizce dedim ki:

— Gördünüz mü? Bunu biz yaptık. Bu zarar bizim eserimiz… Ve bu bizim sorumluluğumuz.

Sınıf derin bir sessizliğe gömüldü.

Sonra ekledim:

— İnsanlara da tam olarak bunu yapıyoruz.

Hakaret ettiğimizde, alay ettiğimizde, kırdığımızda, yere serdiğimizde…

Yaralar her zaman dışarıdan görünmez.

Ama içimizde, çok derinlerde iz bırakır.

Öğrencilerimin bir dersi bu kadar hızlı kavradığını daha önce hiç görmemiştim.

Konuşmaya başladılar…

Yaralarını anlattılar…

Sözlerin açtığı acıyı paylaştılar.

Bazıları ağladı.

Birlikte ağladık.

Sonra yavaş yavaş güldük.

Dersin sonunda çocuklar gelip bana sarıldılar.

Birbirlerine sarıldılar.

O an anladım ki:

Bu ders gerçekten önemliydi.”

Çünkü kelimeler silah olabilir…

Ya da köprü.

Bir ruhu yıkabilirler…

Ya da bir kalbi onarabilirler.

Çoğu zaman en çok acıtan şey, göremediğimiz şeydir.

Konuşmadan önce kendine sor:

Sözlerim iyileştiriyor mu, yoksa incitiyor mu?

İyiliğin bir bedeli yoktur ama bir hayat kurtarabilir.

Zorbalığa asla seyirci kalma.

Çünkü sessizlik, acıyı büyütür.

Yalnız olanlar, alay edilenler, dışlananlar için ayağa kalk.

Ve unutma:

Herkes görünmez yaralar taşır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve erdemliajans.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.