Çoğunluğu çiftçilik, hayvancılık ve işçilikle geçinen toplumun temel taşı olan aileler günümüze kadar mahalleler arasına dağılmış ve ailelerin ihtiyacına göre tasarlanıp, geleneksel usule göre inşa edilmiş evlerde (çatma,çadır, çardak, müstakil ev) yaşıyorlardı. Her aile kendi bahçesinin, tarlasının bir köşesine ihtiyacını karşılayacak şekilde bir ev inşa etmişti. Günümüzde çevresel hızlı yapılaşmanın etkileri, rol model konut projeleri ve yerel yönetimlerce seri bir şekilde planlanan ve hayat geçirilen imar uygulamaları sebebiyle bireysel konutlardan toplu yaşamlara doğru hızlı bir geçiş olmaktadır. Zaman içinde görülmüştür ki geleneksel konutta yaşayanlar apartman yaşamını ideal olarak görmekte, apartmanda yaşayanlar ise tek, bağımsız, az katlı konutun hayalini kurmaktadır. Geleneksel konutta yaşayan birey apartman yaşamını modern, konforlu ve zengin bir yaşam olarak düşünmektedir. Apartmanlar farklı ekonomik, sosyal, kültür, inanç, mesleklere sahip bireylerin ve ailelerin bir arada yaşamasına olanak vermektedir. Apartman geleneksel konutta ve gecekonduda yaşayan toplumsal gruplara göre modern teknolojinin bir ürünü olduğu için lüks ve konforludur. Bu yüzden, pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de zenginlik, lüks, iktidar ve seçkinlik öğesi olarak görülmektedir.
Yerleşime açılan yerlerde oluşan apartman bloklarının yoğunlaştığı bölgelerdeki çevre düzenlerinin en az apartmanların iç mimarisi kadar önemli olduğunu, ne yazık ki apartman bloklarından oluşan konut silolarında yaşayan insanların sosyalleşebilecekleri yerlerin yeterince düşünülmediğini ve sosyal alan projelerinin eksik tasarlandığını görüyoruz. Apartmanlardaki sosyal sorunları çözümlemeye çalışırken özellikle büyük kentlerin çevrelerinde oluşmaya başlayan kapalı site uygulamalarının giderek yaygınlaşması, bu sitelere yönelişin arkasındaki arayışın nedenleri epey bir zamandır gündemimize girmiş durumdadır. Belirli ekonomik olgunluğa sahip, tanışan bireyler bir araya gelerek arsa seçiminden, inşaat projesine kadar ortak akılla yürüttükleri ve inşa ettikleri, özgü projeli yapılarını, yasal mevzuatların elverdiği ölçüde kendi standartlarına da uydurup, seçkin ve lüks yeni yaşam alanları (rezidans,apartman,site,villalar) ortaya çıkarmaktadır.Günümüzde orta büyüklükte bir apartmanda yaşayanların bir mahalle kültürünü kendi bünyelerinde taşıyabilecekleri bir mekânsal düzeneğin oluşturulamadığı, bunun çok da istenmediği görülmektedir.
Günümüzde yapıların büyüklüğüne şekline ve amacına göre ismi değişse de müstakil yaşamdaki (müstakil evlerdeki) sevgi, saygı ve güvene dayalı komşuluk ilişkilerinin toplu yaşam alanlarında da yaygınlaşmasını diliyorum.
AHMET ERGİN
PROFESYONEL YÖNETİCİ-KMK UZMANI
0533 746 0398