17 MAYIS 2021 Pazartesi 22:36
EKONOMİ
Giriş Tarihi : 02-05-2021 21:56

Gemileri Yaktılar Memlekete Dönüp Altın Madalyalı Bal Ürettiler

Gemi Mühendisi Celal Çay, kimyager eşi Gökçe Çay ile birlikte mesleklerini ve İstanbul’u bırakıp memleketleri Mersin’de Toros dağlarında arıcılığa başladılar, ürettikleri Bal ile dünya birinciliği ve altın madalya aldılar. Uzun yıllar İstanbul’da kalan Çay ailesi, arıcılığa dönüş hikâyelerini, ‘ gemileri yaktık’ memlekete geldik çok mutluyuz.

Gemileri Yaktılar Memlekete Dönüp Altın Madalyalı Bal Ürettiler

Mersin Erdemli ’de yaşayan Celal Çay, uzun yıllar gemi mühendisliği yaparak geçirdiği hayatında dümeni Toros dağlarına kırdı ve adeta gemileri yaktı. Nesiller boyu, dededen kalma, ‘arıcılık’ mesleğine yönelen Çay ailesi memlekete dönme hikâyeleri başarı hikayesine dönüşüyor.

Sıfır rakımından iki bin beş yüz rakımında bulunan Eğriçayır yaylasına kadar, yılın büyük çoğunluğunda üretim yapabildikleri ifade eden Çay ailesi, organik üretimle farkındalık oluşturduklarını belirtiyor.

Torosların zirvesinde, Eğriçayır yaylasında ürettikleri balla, Apimondia (Dünya arıcılık örgütü ) tarafından düzenlenen yarışmada ‘dünyanın en iyi balı’  ödülünü alan Çay çifti, çıktıkları yolda mesleğe farklı bir bakış açısı getiriyor.

İstanbul’dan Mersin’e uzanan yolculukta gemileri yaktığını ifade eden gemi mühendisi Celal Çay, “Gemileri yaktım. Normalde İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşa Mühendisliği Mezunuyum. 2003 mezunuyum. Yaklaşık on üç ön dört yıl sektörde çalıştıktan sonra gemileri yakıp aile mesleğine döndüm. Çünkü o İstanbul’un zorlu yaşam koşulları, trafiği stresinden sonra aile mesleğimiz olan arıcılıkta doğada çok daha rahat çalışıyoruz. Doğanın önemini anladım İstanbul’da ki bu kalabalığı stresli ortamı görünce ve mesleğime döndüm. Aile mesleğime döndüm. Arıyı çok seviyorum. Aynı zamanda mezun olduğum üniversitenin sembollüde arıydı. Dedim çocukluğumda kovanların arasında büyüdüm,  okuduğum üniversitenin logosu arı, dedim bu arılar benim peşimi bırakmayacak, dedim ben tekrar onlara döneyim. Tekrar arılara döndüm. Şu anda arıcılık yapıyorum ve arıcılığı çok severek yapıyorum. Para kazanmanın üzerinde çok güzel narin hayvanlar. Onlarla çalışmayı çok seviyorum ”dedi.

Gemi Mühendisi Celal Çay ise bal peşinde çıktığı yolda en büyük destekçisinin eşi Gökçe Çay olduğunu vurguluyor. Celal Çay konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Aslında biz, arıcılık çok eski. Yazılı kaynaklar olmadığı için bilemiyoruz ne zaman başlandığını. Yörük bir aileyiz. Hayvancılıktan başka yaptığımız bir iş yok bizim aile olarak. Babam dedesinden öğreniyor. Dedesi de onun dedesinden öğreniyor bu mesleği. Arıcılık tek yaptıkları meslek değil. Keçi,  koyun gibi küçükbaş hayvancılıkta yapılıyor. Arıcılıkta bunun içerisinde yapılan mesleklerden bir tanesi. Yazın iki bin beş yüz rakımına çıkarıyorlar kovanlarını deveyle. Güz geldiğinde ise Erdemli sahiline indiriyorlar,  kışlıyorlar. Bu yolculuk üç yüz senedir devam ediyor. Bu gün hala,  belki kamyonlarla taşıyoruz arılarımızı ama üç yüz yıldır dedelerimizin taşıdığı gibi kovanlarımızı baharın gelmesiyle,  Torosların eteklerinden sıfır rakımından, baharla birlikte yer yer önce beş yüz rakıma, sonra bin rakıma ve en sonda iki bin beş yüz rakıma kadar kovanlarımızı taşıyoruz ve buralarda arıcılık yapıyoruz. Mersin Torosları arıcılık için çok uygun bir bölge. Önce sahilde Nisan ayında Sandal balı sağıyoruz. Sonra kovanlarımızı daha yukarıya çıkarıyoruz. Bin beş yüz metrede bir sağım yapıyoruz. Sonra, Temmuz Ağustos gibi Eğriçayır yaylasında, yine bir sağım yapıyoruz. Güz gelip Eylül ayı geldiğinde ise bu kez yolculuğumuz ters yönde başlıyor. Ve en son Kasım,  Aralık ayında Keçi Boynuzu sağarak sezonu kapatıyoruz. Mersin Toroslarında neredeyse yıl on iki ay arılarımız aktif.”

PANDEMİ ARI ÜRÜNLERİNE TALEBİ ARTTIRDI

Ürünlerini aracısız olarak e ticaret üzerinden vatandaşlara ulaştırdıklarını ifade eden Çay çifti,  pandemi sürecinden arı ürünlerine olan talebin % 300 arttığını belirtiyor. Celal Çay konuşmasını şöyle tamamladı; 

 “Burada ki ürettiğimiz balları, belediyemizin de verdiği destekle tüm Türkiye’ye ulatıyoruz. Dolayısıyla ticaret eskiye göre biraz daha kolay,  tahsilat sıkıntımız olmuyor. On yıl önce organik arıcılığa geçtik ve İstanbul’da ki organik marketlerde satışa başlamıştık. Yine o organik marketlerde çalışıyoruz. Ama bu gün yine web sayfamızdan, doğrudan tüketicilerimize ulaşıyoruz. Ürünlerimize olan talep, organik bala,  organik propolise ve organik polene her geçen yıl artıyor. Özellikle son yıllarda, pandemiyle birlikte çok daha fazla talep artışı oldu. Geçen yıla göre %300 ile  %400 arası talep artışı oldu ürünlerimize. Ve ürünlerimizin tamamın yakınının web sayfamızdan satabiliyoruz. Bu da işimizi kolaylaştırıyor. Ben aslında bir çiftçi çocuğu olarak, çok ticaret yapan bir aileden gelmediğim için üretim tarafını yapıyoruz. Ticaret tarafında aile tecrübemiz yoktu açıkçası. Yine İstanbul’da doğmuş büyümüş kimyager olan eşimin, bu noktada çok büyük desteğini gördüm. Kendisi İstanbul’da doğmuş büyümüş ticaret yapan bir aileden geliyordu. Bizim üretim tecrübemiz eşimin ticari tecrübesi ile bir araya gelince ortaya çok iyi bir sonuç çıktı. Mesleğimizi çok seviyoruz, arıcılığı, balcılığı. Ben bu mesleği yaparken eşimin çok büyük desteğini gördüm. Neticede gıda üretiyoruz. İşin içerisinde kadın olduğu zaman, kadın titizliği ve kadının detayı görmesi olduğu zaman çok daha başarılı oluyor bu iş. Eşime de buradan çok teşekkür ediyorum.”

GEMİ MÜHENDİSİ İLE KİMYAGER EŞİ ARICILIK YAPIYOR

Çıktığı yolda ise Celal Çay’ın en büyük destekçisi eşi Gökçe Çay olmuş. Eşine çıktığı yolda tam destek olduğunu ifade eden Kimyager Gökçe Çay, “ Benim alanım lisans mezunu kimyagerlik. Eşimle birlikte arıcılıkla tanıştım. Balı sadece kahvaltıda tüketen biriydim. Ama arıcılıkta çok keyifli olmaya başladı. Metropolde doğmuş büyümüş biri olarak, doğa özellikle bana anne olduktan sonra daha keyifli,  daha merak uyandırmıştı. Eşimle bu işi geliştirdik ve büyüttük baya bir. Daha farkındalıklara daha çok destek oldum. Arı ürünlerinden kadınları güzelleştirmeye başladık her şeyden önce. Sadece gıdada kalmayaraktan, krem olsun, bakım ürünleri olsun ve bunlarla da bütünleştirmiş olduk arı ürünlerini. Her alanda da göstermiş olduk. Ve bunları her şeyden önce organik yapmış olduk. Hem doğaya zarar vermedik, hem hayvanları koruduk, hem de insanlara faydalı ürünler sunmuş olduk. Celalle tanıştığımızda gemi mühendisiydi gerçekten. Ama her zaman arı ile ilgili bir şeyler yapmasından, hayallerinden hep bahsediyordu. Ve gemileri yakaraktan ve beni de kataraktan en azından,  ben ciddi destek olduğumu düşünüyorum. Hep birlikte güzel ortak bir şey yakaladık. Onun üretim deneyiminden,  ailesinden, dedelerinden gelen üretim desteğinden faydalandık. Çünkü ben üretim tarafını bilmiyordum metropolde yaşadığım için bende ticaretle uğraşan bir aileden geldiğim için bunu birleştirdik. Altıncı hissime güveni bir bayan olarak, fikirlerimi önemsedi, yargılarımı önemsedi, bende onun fikirlerini ve ön yargılarını önemsedim. Bir kadın ve bir erkek olarak,  bu şekilde de bu günlere geldik” diye konuştu.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA