GÜNCEL
Giriş Tarihi : 26-10-2018 16:53   Güncelleme : 26-10-2018 16:53

Andımız İçin Yürüdüler

Erdemli Ülkü Ocakları, “Türk’lük kırmızı çizgimizdir”

Andımız İçin Yürüdüler

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Erdemli ilçe Başkanlığı yönetimi ve tüm ortaöğretim, Asena ve teşkilatları andımızı okumak üzere Ocak binasından sahil bandı Dr. Devlet Bahçeli meydanına kadar yürüdü.

Ülkücü gençler yürüyüş esnasında, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın, Apo’nun itleri yıldıramaz bizleri. Şehitler ölmez vatan bölünmez. Ne Mutlu Türk’üm diyene’’ sloganları attı.

Açıklama öncesi saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı okundu.

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Erdemli ilçe Başkanı Cevat Şahin,   Türk Milleti olarak Andımızın okullarda okunmasının engellenmesi karşısında nasıl üzüldüysek Danıştay'ın Andımız ile vermiş olduğu karar sonrası bir o kadar sevindik. Ancak andımız ile ilgili verilen yargı kararına rağmen bunun usule uygun olmadığı, uygulanamayacağı yönündeki dillendirilmelere tepki gösteren açıklamalarda bulundu.

Başkan Şahin yaptığı basın açıklamasında, ‘’Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Erdemli İlçe Başkanlığı olarak şahsım ve yönetimim, tüm ortaöğretim, Asena ve teşkilatlarımız olmak üzere kırmızı çizgimiz olan Türk’lük konusunda net bir duruş ve tavır sergiledik. Kör gözlere sağır kulaklara Türk'ün varlığını, birliğini, dirliğini, Andımızı kaldırmaya hiç bir gücün yetemeyeceğini haykırdık.

Bir Türk'ün tüm dünyaya bedel olabileceğini gösterdik. Ne pahasına olursa olsun Andımızın meydanlarda yüksek sesle okunacağını, unutturmaya çalışanlara karşı unutturulamayacağını herkese gösterdik.

Her ne kadar birileri "Ben Türk'üm ancak Türkçü değilim" dese de, her ne kadar birileri milliyetçilik adı altında parti kurarak yapılanmaya gitse de, Atatürk'ün izindeyiz diyerek bölücü terör örgütlerine yardım ve yataklık edip, kol kola girmiş ise de bizler ilk günkü çizgimizden ayrılmayacağımızı, bu çizgiden ayrılanların bertaraf olmaya mahkûm olacağını, Erdemli'nin nezdinde tüm Türkiye'ye seslendik.

Sağır kulaklar duymayacak belki, belki gözler görmeyecek, belki diller bizi takdir etmeyecek. Ama tarih mutlaka ama mutlaka bizim çabalarımızı, dik duruşumuzu, haykırışımızı, ülkenin manevi değerlerini sahiplenişimizi yazacak. Ve o zaman korkudan kabuğuna çekilen, ne etliye ne sütlüye bulaşan, Türk'üm, doğruyum, çalışkanım demekten haya eden, haksızlık karşısında susan, haklının yanında değil de güçlünün yanında olan, bu topraklar için en ufak bedel ödemeden kendisini vatanın sahibi gibi gören, ihanet yumağına dönüşmüş bu korkaklar topluluğunu tarihin karanlık sayfalarına gömecektir’’ dedi.

Ülkücü hareketin temel vasfının Türk'e zarar vermeyene müsamaha, Türk’e fayda vereni himayedir ki o gün geldiğinde ne himayemize girebilecekler, ne de bizden bir müsamaha görebilecekler diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü:

‘’Bizim tüm gayemiz mutlak manada milli, manevi, islamî değerlere bağlı gençliği ülkü ve fikirler etrafında toplayacak aksiyoner bir hareketi oluşturmaktır. Zaman içinde gücü, cesareti, şecaati milletçe takdir edilen, kalemi ile büyük savaşlar veren fikir komandoları yetiştirmektir. Siyasi gücün arkasına sığınmadan, aldığı desteği devletten değil halkından alan bir hareketin mensupları olarak bozkurtlar ve Asenalar yetiştirmek en büyük amacımızdır. Memleketin yarınlarını teşkil edecek olan genç bozkurt ve Asenaların İslam ahlak ve fazileti, Türklük ve tarih şuuru ve İla'y-ı Kelimetullah için Nizam-ı Alem Davası ile yetiştirilmesi bizim asli görevimizdir.

Eğer gençliğe gerekli ihtimam gösterilmezse kalkınma savaşı kazanılsa bile milletin akıbeti tehlikeli olabilir. Bu doğrultuda hareket ederek milletimizin akıbetini sağlam temeller üzerine oturtmak en büyük gayemizdir. Gençlik, millet geleceğinin teminatıdır. Bizim için, kuvvetli, haysiyetli devlet olmak, müreffeh bir cemiyet olmaktan önce ve yücedir. Bugünkü perişan, himayesiz, her çeşit müfterinin tahrike çalıştığı gençlik yerine, en iyi şartlar içinde yaşayan, cemiyete emniyet veren bir nesil meydana getirilmesi lazımdır. Uyuşturucunun, ahlaksızlığın, tacizin, tecavüzün, ateistliğin, komünistliğin yıkıcılığı dışında terbiye edilmiş bir gençliğin milletçe özlendiği bir gerçektir.

Bırakın uyuşturucu kullanmayı satmayı, buna karşı duran bir gençlik yetiştirmek, damarlarında asil kanı ne idüğü belirsiz maddelerle kirletmeyen, buna karşı Mücadele veren her yönden ahlaklı bir gençliğin, Türk Milletinin geleceğini emniyete alacak vasıftaki gençliğin yetiştirilmesi şarttır. Milliyetinden kopmuş, özünü yitirmiş, taklit için doğudan, batıdan garabetler arayan zavallılara Türkiye’nin istikbalini bırakmamak gerekir. Bu nedenle çocuklarımızın her sabah namusu üzerine, şerefi üzerine Ant içmesi mutlak surette gerekli ve de şarttır.

Buna engel olanlar, kulak tıkayanlar ise en hafif tabiri ile sütü ve kanı bozuk hainlerdir. Ve bu hainlerle mücadele etmek, savaşmak bizim için Allah'ın emridir, farzdır. Kamu kurumları, siyasi arenalar, koltuklar, vasıflar, tepelerin başları sizin olsun, biz ülkücü hareket olarak, Büyük Türk Gençliği olarak sokaklara talibiz. Sizin çocuklarınız okullara biraz geç gelsin. Bizim gençlerimiz 10 dakika erken gelecekler ve andımızı okuyacaklar. Biz ant içtik. Ve her namuslu insan gibi andımız bizim namusumuzdur. Sözümü bitirmeden önce şunu üstüne basa basa söylüyorum, Ülkücü Türk Gençliği olarak; Varlığımız, Türk Varlığına Armağan Olsun. Ne Mutlu Türk'üm Diyene’’ şeklinde belirtti.

Açıklamanın ardından andımız okundu.